Menu Content/Inhalt
DAB-DER arrow Activiteiten arrow Kadin Olmak
KADIN OLMAK
Waardering: / 10
SlechtZeer goed 
Geschreven door Haci Ercan   
woensdag 18 februari 2009

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü

KADIN   OLMAK

Kadın güçsüzdür , korunmak ister.
Kadın içli, duygusal, sulu gözlü bir yaratıktır.
Kadın gevezedir, sır tutmaz, dedikoducudur.
Kadın süse düşkündür, sorumsuzdur parayı idare etmesini bilmez.
Kadına güven olmaz vefasızdır.
Kadının saçı uzun aklı kısadır.

Bu kadar saçma ve akıl dışı yakıştırmaları kimler yapıyor kadınlarımıza dersiniz?
Elbette ki hakimiyeti kayıtsız şartsız ellerinde bulunduran erkek milletimiz.

Okula gönderilmeyen, çocuk yaşta kocaya satılan, imam nikahı altında koca dayağı ile yaşayan, genç yaşta çöken kadınlarımızın suçu sadece kadın olmak...

Anadolu kadınının sorunlarına ne Cumhuriyet dönemi ne de “Evrensel  İnsan Hakları Beyannamesi” çare olamadı...

Oysa ki Cumhuriyet ile birlikte kadınlarımızın toplum içindeki yerinin neresi olması gerektiğini yüce Atatürk ne güzel ifade ediyordu.

Toplum içinde kişi hürriyetinin sınırı, bu toplumun huzuru ile ilişkisi, üzerinde durulacak hususlardır. Kişi, aile, toplum ve millet hayatı önemli bir bütün oluşturur.
Kadının toplumdaki yeri yüksektir, şereflidir...

“Şuna inanmak gerekir ki dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir.”

“Daha esenlikle, daha dürüst olarak yürüteceğimiz yol vardır. Bu yol, büyük Türk kadınını çalışmamıza ortak yapmak, hayatımızı onunla birlikte yürütmek, Türk kadınının bilimsel, ahlaki, sosyal, ekonomik hayatta erkeğin ortağı, arkadaşı, yardımcısı ve destekleyicisi yapmak yoludur.”

Bu düşünce yapısı, Türk toplumunda bir insan olarak kadına kişilik vermiş, ekonomik, sosyal ve siyasi hayattaki yerini belirlemiştir. Toplumun ilerlemesi, gelişmesi ve çağdaş uygarlık düzeyine ulaşabilmesi için Türk kadınının bu niteliklere sahip olması gerekir.

Ne yazık ki Türk toplumu bir çok şeyde olduğu gibi bu gösterilen medeniyet yolunda yürüyemeyip sınıfta kalmıştır...

Kadın haklarının kısıtlanmasında iki neden çok önemlidir;
Biricisi, içinde yaşadığımız sömürüye dayalı sistemdir. Bu sistem içinde en çok sömürüye maruz kalanlar ise aslında her şeyin sahibi olan kadınlarımızdır.

İkincisi ise inanç biçimimizdeki kadınımızın yerinin neresi olduğudur.

Öyle Cennet anaların ayağının altında, ana hakkı ödenmez, ananın bastığı kuzu incinmez lafları kadınlarımızın olması gerektiği yerde olmasını sağlamıyor.


Bakınız Bakara Suresi 223. ayet ne diyor;
Buradaki ifade aynen şöyledir;
“Kadınlarınız sizin için bir tarladır.”
Yani kadınların mülkiyeti erkeklere verilmiştir. Bir üreme aracı olarak kullanılır.

Bakınız Bakara Suresi 230. ayet ne diyor;
“Erkek karısını boşarsa bu kadın başka bir erkekle nikahlanmadıkça evvelki kocasına helal olmaz.”

Buna benzer bir çok örnekleri sıralamamız mümkündür.
Ama şurasında da şöyle yazıyor demek kadınlarımızın hiç bir şekilde yükünü hafifletmez...

Bu durumda , her şeyimizi borçlu olduğumuz kadınlarımız sistem ve inancımızın neresindedir acaba?

Eğitimsiz, çağdaş ilim ve irfanla yoğrulmamış , hep ikinci sınıf insan olarak görülmüş, horlanmış, itilmiş kadınlarımız bizlere nasıl evlatlar verir dersiniz?

Toplumların geri kalmasının en büyük nedeni kadınların geri bırakılmasındadır.
Köle konumundaki annelerin , hiç bir şeyi sorgulamayan  köle evlatlar yetiştirmesi kaçınılmaz bir sonuç olarak karşımızda duruyor...

Eşit ve adaletli bir düzende hep beraber, sorunsuzca ve insanca yaşam temennisiyle...

Dünya Emekçi Kadınlar Günü Kutlu Olsun.

Ne demiş büyük ozan Pir Sultan Abdal,

Gel benim ey güzel servi çınarım
Yüreğime ateş düştü yanarım
Kıblem sensin yüzüm sana dönerim
Mihrabımdır kaşlarının arası

 
"Toenadering zoeken tot God."
 
Turku & Halay Night

De DAB-DER Turku & Halay Night was een succes!

Lees meer...